Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Selin Özkök Karacehennem

EVLİLİK RİSK Mİ?

İlişkilerinizin daha uzun ve daha heyecan verici olması için yapmanız gerekenleri biliyor musunuz? Yoksa evliliğin bir risk olduğuna inananlardan mısınız?

İnsan yaşamında vazgeçilmez dönem evlilik. Ancak birçok aile evliliklerinin belirli dönemlerinde sıkıntılar yaşıyor. Konunun uzmanı Selin Özkök Karacehennem ile evlilik sanatını değerlendirdik.

İnsanlar belli bir yaştan sonra evlilik riski almaya başlıyor. Evlilik riski bir temele dayalı mıdır yoksa genel midir?

Evliliği ben aslında risk olarak görmüyorum. Evlilik çok güzel başlar ama insanlar bunu idare edemedikleri için iş önce arkadaşlığa gider, bazı insanlarda ise ayrılmadan kardeş kardeş yaşamaya döner, ya da düşman olurlar birbirlerine.

İnsanlar evlenirken sorunları hiç düşünmüyor ancak daha sonra kriz yaşanıyor. Acaba en başta sorunlarla karşılaşabileceklerini bilmeleri mi lazım? Bu noktada gelenlere siz ne gibi yardımda bulunuyorsunuz?

Benim aslında 3 işim var. Birisi de evlendirme servisi. Bana göre uygun olabilecek kişileri buraya çağırıyorum ve karşılaştırıyorum. Burada 15-20 dakika benim gözlemimde tanışıyorlar, sonra çıkıp bir yerde çay kahve içiyorlar. Ondan sonra devam edip etmeyeceklerine karar veriyorlar. Bu insanlar ben evliliğe hazırım ama uygun insan bulamıyorum ya da aradığım kişi karşıma çıkmıyor diyor. Ben de 19 ile 59 yaş arası bir kartelâ var. İnsanlar çoğunlukla yaşıtlarını istemiyor. 40 yaşındaki 28 yaşında birini istiyor. İlk olarak hanımlara soruyorum. İlk söylenen “aaa babam yaşında ben istemem” oluyor. Ama ne yazık ki 40lı yaşlarındaki herkes de 28-33 yaş arası arıyor. Bana gelen ön yazılarda yaşları, meslekleri, görünüşleri birçok bilgileri oluyor. Kişilere bunları gösteriyoruz. Zaten ben de bu istekleri uygun mu diye bakıyorum tanıştırmaları yaparken.

Birçok insan birbirini severek evleniyor ancak sonra anlaşamıyor. Bunun için evliliğin başında mı size gelmek lazım?

İlişki terapisti olduğum için baştan gelenler de oluyor. Örneğin geçen gün bir çift nişanlı ama bir türlü götüremiyor ilişkiyi. Böyle durumlarda ilişki terapisini 3 seans yapıyorum. Her ikisini ayrı ayrı birer seans alıyorum. Ondan sonra ikisini de avucumun içi gibi iyi bileceğim için birleştiriyorum. Ayrılın demeyi, çok vahim vakalar dışında hiçbir zaman istemem. Buraya gelen, benim yapıcı bir kişi olduğumu bilir ve biz bunun içinden çıkamıyoruz ne yapmalıyız der. Ayrılayım mı barışayım mı diye gelmiyorlar buraya. Sadece neler yapabiliriz diye geliyorlar. Bazıları çok akıllı baştan geliyorlar beni tanıdıkları için. Erkeklerin çoğu bunu kabul etmiyor. Biz birbirimizi çok seviyoruz, şu an bir problem yok gibi ama siz bir bakın diyorlar. Böyle problemsiz gelenlere bir seans yetiyor. Check-up a gitmek için hasta olmak gerekmiyor ki.

İlişkiler üzerine ayrıca kitaplarınızda var. Bildiğimiz kadarıyla da yeni bir kitap çalışması içerisindesiniz. İnsanlar kitaplarınızı okuyarak da ilişkilerine çözüm bulabilir mi?

Evlilik Sanatı 1 ve 2 olmak üzere iki tane kitabım var. İsmi evlilik olabilir ama ilişki de aynı şekilde. Üçüncü kitabımı da sırf ilişki üzerine yazıyorum. Onda da ne yapılır ne yapılmaz, nerde tanışılır, tanıştıktan sonra nasıl devam edilir, nasıl elde tutulur, nasıl evliliğe doğru yönlendirilir gibi konulara değindim. Bu kitapla mutlaka çok büyük bir hizmet edeceğim insanlara.

Evliliğin başında dikkat edilmesi gereken 3 şey desek, bunlar ne olur?

Büyük çoğunluk birbirini seks yönünden tanımadan geliyor. Evlendikten sonra vajinismus olduğu çıkıyor mesela kadının. Tabii ki ten uyumundan falan bahsedilmiyor. Millet zaten o aşkla evlilik noktasına gelmiş oluyor. Evlenmeden evvel kavgalar çok oluyor. Kimisi mesela her şeye inat ediyor. Ben ne dersem tam tersini söylüyor. Niye senin dediğin oluyor, niye benim dediğim olmuyor gibi… Böyle bir kişilik savaşı yaşanıyor. Yeni gençlik bilhassa erkekle çok fazla dalaşıyor. Artık kadınlar bizim devrimizde verilmeyen cevapları veriyor. Biz de hiç ezilmedik ama bizde bir adet vardır, ne derler “yuvayı dişi kuş yapar”. İsteyerek bilerek erkeğin bir adım gerisinde kalmak ve oradan erkeği idare etmek en idealidir. Yeni nesil kızlar ise niye ben arkaya geçeyim, niye ben alttan alayım diyor. Bilmiyor ki kendi bindiği dalı kesiyor. Bağırarak çağırarak, takır takır haklarını arayarak hiçbir şey elde edemez; sadece erkeğin orman kanunu uygulamasına neden olur. Karşındakine “Buraya gelirsen ne olur? Hadi vur bakayım, vur bakayım!” derse, tak diye geliyor. Sonra da “Aaa beni dövdü!”. Bu noktaya gelmeyeceksiniz. İnsanın kendisine bir saygısı varsa hiçbir zaman işleri bu raddeye getirmeyeceksin. İlişkiyi kadın idare eder. Erkeği evlenene kadar annesi, sonra da eşi idare eder. Erkek her konuda mükemmel olabilir ama bu müesseseyi kadın idare eder.

Yani insanlara evlenmeden evvel gelin, durumu başında tespit edin denebilir mi?

Evet gelsinler denesinler. Diyelim şimdi başım ağrıyor, bu açlıktan olabilir, susuzluktan olabilir yorgunluktan olabilir, migren olabilir, ur olabilir. Bunu çözmek için doktora giderim. İşte bana gelenler birlikteliklerinin check-up’ını yaptırıyorlar. Kendi şahsiyetlerinin de aynı şekilde röntgenini çektiriyorlar.

Peki erkeğin gerisinde kalmak istemeyen hanımlara ne öneriyorsunuz?

Kendimi örnek gösteriyorum. Bakın ben ne kadar kuvvetli bir kadınım ama bunca senelik evliliğimi buraya getirmişim. Dünyanın her yerinde bir tane doğru vardır. Önce bakımlı olacaksın. Nişanlıyken ya da sevgiliyken gene biraz bakıyorlar ama sonra… E ben hiç rahat rahat dolaşamayacak mıyım, evde de hep tip top mu olacağım diyorlar. Eğer sen iyi bir evlilik sürdürmek istiyorsan kuralların başında bu var.

Nedir bu kurallar?

Birinci kitabımda evliliğin ve mutluluğun 13 tane kuralı var. Bunlardan biri “Erkekle yüksek sesle konuşulmaz”. “Ben sinirliyim o alttan alsın.” diyorlar. Erkek alamaz alttan. İstediğinizi söyleyin, çocuktan yapamayacağı bir şeyi isteseniz yapabilir mi? Erkek en büyük çocuğumuzdur evlilikte. Erkeklerin çoğu söylüyor;  “işveli, cilveli, beni şöyle bir çekip çevirecek bir karım olsa…”. Herkesin arzusu bu. Erkek o kadar basittir ki. Bir erkek çok zayıf noktalarını açığa vurur. Saklayamaz. Bunları görebilmeyi öğretiyorum ben. Seansta şahsı tanımamdaki amaç bu. 15 dakika sonra kişinin arkasını görüyorum ben. Deveye hendek atlatmaya çalışmayacaksın; deve devedir, bu kadar yapabilir. Ben deveyi gütmeyi öğretiyorum kadınlara.

Yani evlilik sanatını kadınların üzerine kuruyorsunuz…

Öyledir. Amerika’da, İsviçre’de de çalıştım; dünyanın her yerinde bu böyledir. Evlilik müessesini kadın yürütür.

O zaman muhatabınız genelde kadınlar mı oluyor?

Tabii kadınlar idare ettiği için öyle. Erkekler bukalemun gibidir. İki kere evlenen erkek birinde siyah bir kadınla evlenmiştir siyah gibidir, öbüründe beyazla evlenmiştir beyaz gibidir. Erkek uyar. Hayatına ciddi birisi girene kadar hep annesini dinler, sonra da karısını dinler. İdare etmek için üstüne varmamak gerekir.

Kadın o zaman neden eşit olacağım diye mücadele ediyor?

Anlamıyor ki. Karşısındaki erkek şahsiyet sahibi, her dediğine evet demeyen birisiyse bir de ondan 10 yaş kadar büyükse sen daha gençsin bilemezsin ben daha iyi bilirim diyor, sonunda da takışıyorlar. Ben birçok şeyin ezberini bozdum. Başta diyorlardı ki “Bizim annelerimizin, anneannelerimizin yaptığı gibi hep ezilecek miyiz?” Hayır, hiç bende ezilmiş bir surat var mı? Ben kuvvetli de olsam yolunu gösteriyorum. Çoğunluk diyor ki “Gideceğimiz yere gelmiyor Selin Hanım.”. Sonra kız tutturuyor, “Ben dul bayan mıyım? Niye gelmiyorsun? Her seferinde senin dediğin yere mi gideceğiz?” diyor.  İki tarafta ayrı düşünebilir, mühim olan ortayı bulmaktır.

Nedir burada atılacak adım?

Israrcı olunursa “Sen beni götürmüyorsun, herkesin kocası geliyor sen gelmiyorsun…”  denirse bu durumu provoke eder. Benim kocamla böyle bir şey olsa ben rahatlıkla yumuşaklıkla cevap veririm. Mülayimlik değil. Bazı kızlar diyor ki “Niye hakikati söylemeyeyim olduğu gibi söylerim. Neden cevap vermeyeyim, niye hissettiklerimi söylemeyeyim!”. Hayır böyle değil. Bu şekilde erkekle aynı çatı altında barınamazsın. Barınırsan hayatı kendine zehir edersin. Tatlı tatlı konuşup, “hayatım ben buna çok gitmek istiyorum istersen bir sonrakine de senin istediğine gidelim” demek gerekir. Burada yumuşacık, tatlı tatlı konuşmak gerekir. Öyle ağlayarak, kendini acındırarak değil. Kimi kadın kıskandırmaya çalışıyor, “ben oraya gittiğimde bana yaklaşanlar oluyor” diyor. Erkek de “o zaman gitme” diyor. Erkeklik gururuyla oynamadan söylemek lazım. Kocayı iyi tanımak gerek. Benim yaptığım en önemli hadise o. Ben şahıslara kendilerini ve birbirlerini tanıtıyorum. Kadına kocasının zayıf noktalarını tanıtıyorum. Bundan faydalan, kendi lehine kullan diye değil; evliliği kurtarsın diye yapıyorum.

Peki böyle davranan hanım belli bir süre sonra bundan vazgeçiyor diyelim. Neden böyle olur?

Ben evliliği kocaman güzel bir çiçeğe benzetirim. O çiçeğe bilinçli olarak suyu, ışığı, ilacı vermek lazım. Bizde genel olarak şişmanlarlar, tahammülleri azalır. Erkek milleti zaten kadını anlamaya, evliliği yürütmek üzere planlanmamıştır. Kadındır bunu yürüten, çocuk sahibi olduğu için. Bakımlı olmak çok önemli her iki taraf için de. İki sevgili bir araya gelmeden evvel bakar saçım nasıl, makyajım yerinde mi diye. Kocana da böyle hazırlanacaksın. Çoğu erkek yanında anahtar bile taşımıyor sırf karısı ona kapıyı açsın diye. Erkekler, karısı onu güler yüzle karşılasın istiyor. Kimi daha yolda başlıyor “Nerde kaldın, ne yaptın” diye aramaya. “Çal bakayım kornayı yolda olup olmadığını anlayayım.” diyen bile var. Bu komik bir olay ama bu durum ailelerin %80′inde var. Sonra kadın kendinden geçiyor çocuk bakmaktan ya da ev işine dalıyor. Halbuki kocayı ikinci plana atmak kesinlikle yasak.

Bu anlattıklarınız sizin erkek yandaşı gibi anlaşılmanıza neden olur mu?

Hayır değil. Bütün erkekler erkek olduğu için bana hak verir. Kadın bunu harikuladeye de götürebilir, bilinçli değilse, üşeniyorsa kötüye götürür.

Şöyle diyebilir miyiz, iş hayatını genellikle erkekler götürüyorsa evlilik hayatının iyi gitmesi de kadına bağlıdır. Tabii bazen de kadınlar çalışıyorlar, erkekler de evde iyi gitmesini sağlıyorlar…

Evet ama çok nadir bu ikinci söylediğiniz. Kadın da erkek de çalışıyorsa zaten ikisi beraber evin bütün sorumluluklarını yürütüyorlar. Benim kitaplarımda para konusu, seks konusu, bakımlı olmak, iletişim gibi pek çok konu var.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*